Beni Leylek Getirmedi 

TEDAVİ SÜRECİNDE İKİ BÖLÜM: TÜP BEBEK UYGULAMALARINDA LABORATUAR İŞLEMLERİ

Doç. Dr. Nadir Çıray

İnfertilite tedavisi içine dâhilseniz size durumunuz hakkında birçok şey anlatıldı, ilaçları hangi dozda nasıl kullanacağınız, ne zaman geleceğiniz söylenildi. Buraya kadar tedavinin en önemli yürütücüsü doktorunuzla beraber sizdiniz. Oysa yumurtalarınızın toplanacağı (OPU; oocyte pickup) güne gelindiğinde artık yumurtalarınız sizden alınıp laboratuar ekibine devredilir. Burada iyi şartlara sahip bir laboratuar ve deneyimli ekiple elde edilecek embriyolarla başarı şansı artmaktadır. Sizin içine girmediğiniz bu yer ve uygulamalarla ilgili biraz bilgi sahibi olmak, bilinmezlikleri ve dolayısıyla endişelerinizi biraz azaltabilir.

Tüp bebek uygulamaları, günümüzde tıbbın en hızlı gelişen dallarından biridir. Bu nedenle, yenilikleri takip edebilen ve uygulayabilen laboratuarlar, aynı şartlarda olup yeniliklerden haberdar olmayanlara göre daha avantajlıdırlar. Embriyoloji laboratuarı aslında tüp bebek uygulamalarının ?mutfağı?dır. İnsan materyalinin çalışıldığı ve ?embriyo oluşturulduğu? ortam olması nedeniyle, embriyoloji laboratuarı bir hastanenin hasta odası gibi ziyaretçi kabul edemez. Kaldı ki, işlemlerin ve çiftlerin mahremiyeti de söz konusudur. Laboratuar bu ?mahremiyeti? nedeniyle size kısmen uzak gibi olmasına karşın, uyguladığı işlemleri detaylarıyla bildirmek ve sunmak zorundadır. Bu bilgiler en temel olarak, yumurta ve sperm sayıları, uygulanan işlem detayları ve işlemin sonuçları; döllenme ve embriyo gelişimi hakkında bilgiler şeklinde olmalıdır. Laboratuarın ?kapalı olması? gerçekte yoğun temposu ve sürekli dikkat gerektiren işlemlerin gerçekleşmesi nedeniyle embriyologların çok da şikâyet ettiği bir konu sayılamaz.

Bütün laboratuar, özellikle de insan üreme hücrelerinin kullanıldığı alanların havalandırmaları, özel filtre sistemler kullanılarak yapılır. Benzer şekilde bu hücrelerin bulunduğu yüzeyler vücut ısısına yakın değerlerde sıcak tutulur. Sizden alınan hücreler ve bunlardan oluşturulan embriyolar, işlem yapılmadığı süre içinde, vücut içi şartlara yakın koşulları sağlayan aletlerin içinde (inkübatör) saklanır. Bu hücreleri ve embriyoları canlı ve sağlıklı olarak saklayabilmek ve laboratuar şartlarında gelişimlerinin devamını sağlamak için özel sıvılar (vasatlar) kullanılır.

?Tüp bebek laboratuarı? yazan kapıdan içeri girdiniz ve günlerdir süren iğneler, ultrason ve kan takiplerinin ardından umutlarınızın son noktasındasınız. Biliyorsunuz ki bundan sonrasında olacaklar, umut etmek ve transfer yapılabilirse sonrasında gebelik testi için beklemekten ibaret. Yumurta toplama işlemi takipleriniz sırasında yapılan ultrasonlar gibi olacak, ucunda bir iğneyle takipler sırasında büyümesi izlenen foliküllerinizin içinden sıvı çekilerek embriyologlar tarafından mikroskop altında bakılarak yumurta hücreleriniz ayrılacaktır. Bu ağrılı bir işlem olduğu için anestezi altında yapılmasını tercih etmekteyiz. Bazen ultrasonografide izlenen her follikül bir yumurta hücresi içermeyebilir, sadece sıvı da ihtiva ediyor olabilir. Dolayısıyla, yumurta gelişimi sırasında sayılan follikül sayısı ile laboratuarda toplanan yumurta sayısı her zaman birbirine eşit olmayabilir. Benzer olarak ultrasonografide küçük olarak izlenen folliküller de bazen yumurta içerebilirler. Ama genel olarak follikül sayısı ile toplanan yumurta sayısı birbirlerine çok yakın seyreder.

Elde edilen yumurtalar spermle birleştirme işlemi uygulanana kadar 2-3 saat bekletilir. Bekletme, yumurtanın son olgunlaşması için yapılır. Aslında her toplanan yumurta hücresi aynı olgunlukta değildir. Bazıları diğerlerine göre daha çok ya da daha az olgunlaşmış olabilir. Yumurtanın olgunluğuyla anlatılmak istenen daha çok ?genetik olgunluk?tur. İnsan vücudunda milyonlarca hücre vardır. Bu hücreler genetik yapı olarak bir çift kromozom yapısı içermektedirler. Benzer işlevdeki bu kromozom eşlerinden bir kopya o kişinin annesinden, diğeriyse babasından gelmektedir. İnsandaki hücreler çoğalırken iki tip bölünme şeklini kullanırlar. Kol, bacak, mide gibi vücut hücreleri çoğalırken (mitoz bölünme) bölünecek hücre, önce genetik yapısını ikiye katlayarak bölünmeden sonra oluşacak iki hücrede aynı kendisindeki genetik yapının devam etmesini sağlar. Cinsiyet hücreleri (kadında yumurta, erkekteyse sperm hücreleri) ise çoğalırken vücuttaki bütün diğer hücrelerden farklı bir bölünme tipi kullanırlar (mayoz bölünme). Burada, benzer kromozom çiftleri bölünme sonrasında oluşacak hücrelere birer kopya olarak dağıtılır. Çünkü eğer cinsiyet hücreleri vücut hücreleri gibi bölünecek olsaydı, her bölünmeyle kromozom sayısı katlanarak çoğalırdı. Oysa bu bölünme şekliyle kromozom sayısı devamlı sabit kalmaktadır. İşte, yumurtanın olgunluğuyla anlatılmak istenen, bahsedilen kromozom yapısına ulaşmasıdır.

Olgun yumurta ve sperm hücreleri daha birleştirilmeden bir miktar yumurta kaybedilmektedir. Bu kayıp sperm hücrelerinde çok daha fazla olacaktır. Çünkü erkek milyonlarca sperm üretmesine karşın yumurtayla birleşecek olan yalnızca bir tanesidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzun çalışmalar sonucu erkekte kısırlığa neden olması beklenen bazı parametreler açıklamıştır. Bu parametrelerin en sık kullanılanları, dolayısıyla günümüz koşullarında en anlamlı bulunanları, spermde sayı, hareketlilik ve şekil tanımlayıcı olanlarıdır. Ancak bu parametrelerin tamamen normal olması erkeğin çocuk sahibi olmasında bir problem yaşanmayacağı anlamına gelmez. Yardımla üreme tekniklerinin yaygınlaşması ve gelişmesi, sperm için daha önceleri farkına varılmamış değişik parametrelerin önemini vurgulamıştır. Bunlara örnek olarak son yıllarda ortaya çıkan spermin genetik yapısının ne kadar hasarsız olduğunun göstergesidir. Her yumurta hücresini ?döllemek? için bir sperm hücresine ihtiyaç vardır. Sperm, ejakülat (meni) içinde bulunan bir hücredir. Ancak meni olması sperm olması anlamına gelmez. Çünkü meniyi yapan sperm dışında birçok yapı vardır. Bunlar prostat ve erkek döl yollarından gelen diğer sıvılardır. Meni sadece bu sıvılardan oluşup sperm içermeyebilir. Bu da erkek kısırlığının en önemli nedenlerinden biridir.

Spermin meniyi oluşturan sıvılardan kurtulması ya da temizlenmesi, yumurtayı dölleme yeteneğini kazanması için mutlaka gerekli bir koşuldur. Bu koşul insan vücudunda kadının rahim ağzında gerçekleşir. Vajenden rahim ağzına ulaşan sperm bu kanaldaki yapıların filtre edici etkileri yardımıyla menideki diğer sıvılardan kurtulur ve rahim içine süzülür. Benzer işlev laboratuarda meninin çeşitli yöntemlerle yıkanmasıyla sağlanır. Kısırlık tedavilerinin hiçbirinde yıkanmamış meni direk olarak rahim içine verilmez. Çünkü bahsedilen sebeple sperm dölleme yeteneğini kazanmamış olduğundan tedavinin başarıya ulaşma şansı yok denecek kadar azdır. İkinci sebep de meninin rahim içine direkt zerk edilmesinin yol açtığı yan etkilerdir. Bu etkilerden en önemlisi menide bulunan sıvıların etkisiyle rahim kasılmalarına neden olmasıdır.

Bazı erkeklerde meni hiç sperm içermez. Dolayısıyla, bu erkeklerin doğal yolla çocuk sahibi olmaları mümkün değildir. Mutlaka tüp bebek tedavisine başvurmaları gerekir. Menide hiç sperm olmamasının iki sebebi bulunur; ya erkek yumurtalıklarında (testis) sperm üretimi yok veya azalmıştır ya da testiste sperm üretiminin olmasına karşın döl yollarındaki bir tıkanıklık yüzünden sperm hücreleri meniyle dışarı atılamamaktadır. Her iki koşulda da erkeğe ufak bir operasyon uygulanması gerekmektedir. Mikroenjeksiyonun ilk kez kullanılmaya başlandığı 1990?lı yılların ortalarına kadar erkekte sperm sayısının çok düşük olduğu durumlarda çiftleri tüp bebek tedavilerine kabul etmek mümkün olmuyordu. Ne yazık ki menideki sperm yokluğu testislerdeki üretim yokluğuna bağlıysa, bazı erkeklerde hiçbir zaman sperm hücresi bulunamaz. Bu erkekler ?steril? olarak adlandırılır ve günümüz teknolojisiyle kendi hücreleriyle çocuk sahibi olamazlar.

İşlem günü erkek ve kadından üreme hücreleri elde edilip hazırlandıktan sonra sıra bunları birleştirmeye gelir. Yumurta ile spermin birleştirilmesine ?inseminasyon? denir. Tüp bebek işleminde yumurta ile sperm iki farklı şekilde birleştirilebilir. Bunlardan biri halk arasında ?tüp bebek? olarak bilinen yöntem, diğeriyse ?mikroenjeksiyon? yöntemidir.

Tüp bebek yöntemi, tıbbi anlamda ?klasik IVF (in vitro fertilizasyon)? olarak bilinir. Bu yöntemde erkekten alınan meni yıkanır ve yoğunlaştırılır. Yıkanmış meni örneği yumurtalarla birlikte bir vasatın içine konur. Meni ve yumurtalar aynı ortamda yaklaşık 3-12 saat arasında bekletilirler. Bu süre içinde menideki sperm hücreleri kendi yetenekleriyle yumurta hücresinin içine girerek ?dölleme? işlevini sağlarlar. Diğer yöntem olan ?mikroenjeksiyon? işlemindeyse (ICSI), sperm hücrelerinin her biri bir iğne yardımıyla yumurtaların içine enjekte edilir. Size tarihi bir bilgi, ne işime yarayacak demez iseniz, bu işin kilometre taşı olan 1978 doğumlu ilk klasik tüp bebek tedavisiyle dünyaya gelen Louise Brown?dur. ICSI ise ancak 1993 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Klasik IVF ile yüzde 12-15 olarak bildirilen tam döllenme yokluğu (yani, eldeki hiçbir yumurtanın döllenmemesi), mikroenjeksiyonla yüzde 3 dolaylarındadır. İşte bu nedenle günümüzde mikroenjeksiyon klasik IVF yerine daha sık kullanılma eğilimindedir.

Yardımla üreme tedavilerinde tartışmalı çok konu vardır ve bunların cevabı verilebilenlerinin sayısı arttıkça başarı oranları da giderek artmakta ve daha önceden bu tedavinin içinde olmasını düşünmediğimiz çiftlerimiz çocuk sahibi olmaktadırlar. Tartışılanlardan birisi mikroenjeksiyonun avantajları yanında bazı dezavantajları olduğu, dölleme için seçilen sperm hücresinin tüp bebek yöntemiyle dölleyen sperm hücresi kadar sağlıklı olamayacağı konusundadır. Çünkü tüp bebek yönteminde dölleyen hücre vücut içinde, yani doğal şartlarda olduğu gibi kendi yeteneğiyle yumurta hücresini döllemekte, bu yeteneği olmayan hücrelerse elenmektedirler. Mikroenjeksiyon işlemiyse sperm hücresinin ?insan eli?yle seçilmesi nedeniyle doğal seçime uymamaktadır. Mikroenjeksiyonu savunanlarsa, seçimin doğal şartlarda olmamasına karşın sonuçta doğan çocukların diğerlerinden bir farkı olmadığını vurgulamaktadırlar.

Mikroenjeksiyon işleminde yumurta hücresinin yeterli olgunlukta olduğunu anlamak, sperm bulunan iğneyle yumurta içine girilirken daha sağlıklı bir görüntü elde etmek, yumurtayı bir uçtan delerken oynamaması için diğer uçtan sağlıklı bir şekilde tutabilmek için yumurtaya temizleme, soyma işlemi yapılır. Aşağıdaki fotoğrafta bu işlem uygulanmış yumurta hücreleri görülmektedir.

İnseminasyonu tamamlanan yumurta hücreleri inkübatörlere kaldırılır, bir gece bekletilirler. Ertesi sabah döllenmeler kontrol edilir. Döllenme kontrolü yumurta ve sperm hücrelerinin genetik yapılarını içeren öncü çekirdeklerinin görüntülenmesiyle olur. Döllenme her zaman sağlıklı olmaz, bazen de hiç döllenme gerçeklenmez. Sağlıksız döllenme biçimleri ya da döllenmeme her hastada rastlanılan durumlardır. Önemli olan, geriye kalan sağlıklı döllenen yumurtaların sayısıdır. Ortalama olarak sağlıklı döllenme oranı yüzde 70 dolayındadır. Laboratuarda sağlıklı döllenen yumurtaların tespit edilmesi ve diğerlerinden ayrılması çok önemlidir. Aşağıdaki fotoğrafta solda anormal (üç adet öncü çekirdek izleniyor), sağda ise normal bir döllenme izlenmektedir. Bu aşamadan sonra yalnızca sağdaki yumurtanın gelişmesi izlenir, soldaki yumurta kullanılmaz.

Döllenen yumurta halen bir hücredir. Oysa insan vücudunda milyonlarca hücre vardır. Bu hücreler döllenen tek yumurtanın bölünerek çoğalmasıyla meydana gelirler. Yumurta ikiye bölündükten sonra ?embriyo? adını alır. Günler içinde embriyonun hücre sayısı çoğalır. Örneğin, döllenmenin ertesi günü normal bir embriyo ortalama olarak 2-6 hücre arasındadır. Bir sonraki gün de 6-10 hücre olur. Aşağıdaki fotoğrafta dört hücreli bir embriyo görülüyor: Transfer zamanı için embriyonun laboratuar koşullarında bekletilme süresi değişkenlik gösterir. Bu süre 1-6 gün arasındadır. Yumurtanın hastadan toplandığı, erkekten spermin elde edildiği ve birleştirme işleminin yapıldığı gün tüp bebek işlemlerinde 0. gün olarak kabul edilir. Ertesi gün, yani döllenme kontrolünün yapıldığı gün 1. gündür. Embriyonun 2-6 hücre arasında izlendiği, döllenmenin ertesi günü 2. gündür. Rahme transfer işlemlerinin büyük bölümü bu günde gerçekleştirilir. Bir ertesi gün, yani embriyonun 6-10 hücre arasında izlendiği gün 3. gündür. Gene birçok tüp bebek merkezleri rahme transfer işlemini 3. gün uygularlar.

Transfer edilecek embriyo sayısı Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre en fazla üç taneyle sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamada elbette ki hekime, hastasının durumuna göre karar verme esnekliği bırakılmıştır. Hangi sayıda embriyonun transfer edileceğine sizi takip eden doktorunuz ve embriyolog birlikte karar verirler. Kadın doğumcunuz sizin, embriyolog ise embriyolarınızın profilini bilmektedirler. Tüp bebek tedavisinde hedef gebelik gibi görünse de, asıl istenen sağlıklı bir bebeğin doğumudur. Bu açıdan yaklaşıldığında çoğul, özellikle de üçüz ve üzerindeki gebeliklerin sağlıklı bir süreç sonunda doğumla sonuçlanma ihtimali çok azdır. O halde asıl başarı, oluşan embriyoları rahme ?doldurmak? değil, gebelik ihtimali olanları seçebilmek, az sayıda ve yalnızca gebelik oluşturacak embriyoları transfer etmektir. İşte bu nedenle çiftin bir tüp bebek merkezinin kalitesini tahmin edebileceği en önemli kriterlerden biri de transfer ettiği embriyo sayısıdır. Çünkü ancak iyi bir laboratuar, bilgili ve yetenekli bir ekip, tutunma şansı olan embriyoyu oluşturup bunları tanıyarak ve diğerlerinden ayırarak rahme iade edebilir.

Gebelik şansı olan embriyoyu belirlerken ?embriyo kalitesi? denen bir skor sistemi kullanılır. İzlenen parametreler puanlanarak bir toplam elde edilir. Puan ne kadar yüksekse embriyo kalitesi o kadar iyi kabul edilir. Bir embriyonun kalitesini belirlemede en sık kullanılan parametreler, o embriyonun ?görünümü?ne dayanmaktadır. Oysa nasıl bir insan dışarıdan bakıldığında sağlıklı ?görünmesi?ne karşın iç organlarında ya da metabolizmasında ciddi bir hastalık taşıyabileceği gibi, embriyolar da dışarıdan tamamen normal ?görünmesi?ne karşın gelişmelerini ve gebelik oluşturmalarını engelleyici görünmeyen riskler taşıyabilirler. Örneğin, genetik riskler için biyopsi işlemi (PGT - Preimplantasyon Genetik Tanı) yapılabilir. Burada belirli genetik hastalıkların taraması yapılacağı gibi kadın veya erkekte saptanan kromozomal anomalilere spesifik taramalar da embriyodan bir hücre çekilerek bakılabilir.

Laboratuarda ne kadar embriyo dondurulup saklandığı, bu embriyolar çözülüp transfer edildikten sonra ne kadar gebelik sağlandığı bir tüp bebek merkezinin kalitesini belirleyen önemli diğer bir kriterdir. Çünkü embriyolar dondurulduğunda -180°C soğuğa maruz kalırlar. Bu ısı, işlem doğru yapılmazsa embriyolarda ciddi bir hasar yaratabilir. Çözdürme yapıldığında sağlıklı embriyo elde edilmeyebilir. Bu durum da hastanın gebelik şansını azaltır.

Belirlenen gebelik oluşturma kapasitesi ne yazık ki laboratuar koşullarında artırılamaz, ama azaltılabilir! İyi bir laboratuar döllenmeyle oluşan ve embriyonun ?iç dinamikleri?yle belirlenen gebelik oluşturma kapasitesini azaltmaz, aynı düzeyde korur. Bazı laboratuar uygulamalarının embriyonun kapasitesine olumlu etki ettiğine dair çalışmalar yayınlanmıştır. Bu uygulamalardan en önemlisi ?assisted hatching? olarak anılan yumurtanın zarını (ya da kabuğunu) inceltmektir. Zar inceltme yönteminin esas sebebi, vücut içi ortamda embriyonun rahim duvarına tutunmak için kendini çevreleyen zarı yırtmak zorunda olduğu gerçeğidir. Daha güncel çalışmalar zar üzerine yapılan laboratuar uygulamalarının olumlu etkilerine şüpheyle yaklaşmaktadırlar.

Embriyo normal şartlarda 3. günü tamamladıktan sonra bazı değişimlere uğrar. Bu değişimleri iki başlık altında toplamak mümkündür: genetik ve yapısal. Genetik olarak embriyoyu oluşturan iki bileşenden ilk üç günde sadece bir tanesi işlev görmektedir. O da anneye ait olanıdır. Babaya ait genetik yapılar tam olarak ancak embriyo üç günü tamamladıktan sonra çalışmaya başlar. İnsan ve hayvanlarda yapılan araştırmalarda erkeğe ait genetik yapının çalışmaya başlamasıyla bazı embriyoların gelişimlerini durdurmalarının eş zamanlı olduğu gösterilmiştir. Dolayısıyla, embriyo gelişimini daha uzun süre laboratuar şartlarında takip etmenin ve bölünmelerini bu aşamada durdurmayan embriyoların hastalara verilmesini savunanlar vardır. Bu tezi savunanlar embriyoların laboratuarda 5. ya da 6. güne kadar bekletilmesini önermektedirler ki bu aşamada embriyonun ?blastosist? safhasına ulaşması beklendiğinden, bu günde yapılan transfere de ?blastosist transferi? adı verilir. Bir embriyonun laboratuarda beş ya da altı güne kadar gelişimine sağlıklı olarak devam etmesi, o embriyonun transfer edildiğinde rahim duvarına tutunma (implantasyon) şansını yükseltir. Burada yalnızca embriyo gelişimini konu edersek, blastosist transferiyle embriyonun rahme tutunma şansının arttığını söyleyebiliriz. O zaman hep blastosit transferi neden yapılmıyor derseniz, bunun en önemli sebebi embriyoları laboratuar şartlarında uzun süre bekletmenin getirdiği risklerdir. Diğer bir deyişle, erken dönem transferiyle gebeliğin oluşabileceği bir hastada embriyoları bekleterek bu şansı azaltmak söz konusu olabilir. Öte yandan, yukarıda da anlatıldığı gibi, laboratuar şartlarında uzun dönem gelişmesini sağlıklı olarak sürdürebilen bir embriyo da aynı sebeple gebelik oluşturma şansı en yüksek olanıdır. Yani, bu konu da tartışmalı konulardan bir diğeridir.

Kısaca özetlemek gerekirse, embriyoların rahme transfer edileceği gün seçimi birçok parametrenin göz önüne alınarak yapılması gereken hassas bir konudur.

Erken dönem transferlerinin avantajı embriyoları laboratuar koşullarına uzun süre tutmama nedeniyle muhtemel hasarı azaltmak ve bundan kaynaklanan muhtemel embriyo kaybını en aza inmektir. Dolayısıyla, dondurma-saklama için elde embriyo kalacağı gibi, işlem başarısı da geç dönem embriyolara göre çok daha fazladır. Dezavantajı ise gebeliği oluşturacak sağlıklı olan embriyo seçiminin geç döneme göre daha zor olmasıdır. Bu nedenle, geç dönem embriyolara göre daha fazla sayıda embriyo transfer etmek gerekir ki bu da çoğul gebelik riskini artırır. Geç dönem transferlerin avantajıysa gebeliği oluşturacak sağlıklı olan embriyonun seçimi çok daha kolay kılmasıdır. O yüzden, erken döneme göre daha az sayıda embriyo rahme verilebilir ki bu da çoğul gebelik riskini azaltan bir faktördür. Geç dönemin dezavantajlarıysa, embriyoların laboratuar şartlarına maruz kalma süresinin uzaması nedeniyle oluşabilecek olası kayıplardır ki böylece dondurma-saklama için yeterli embriyo kalmayabilir. Bu kayıplar iki açıdan önemlidir; birincisi, dondurma-saklama için yeterli embriyo kalmamasıdır.

Üstelik geç dönem embriyolarda dondurma ve çözdürme başarısı erken döneme göre daha azdır ve başarıyı arttırmaya yönelik teknik geliştirmeler üzerinde araştırmalar devam etmektedir. Geç dönem transferlerde kayıpların ikinci önemi yumurtalık kapasitesi düşük olan ya da az sayıda embriyo oluşan hasta gruplarında söz konusudur. Bu hastalarda zaten elde az sayıda embriyo olduğu için uzun dönem laboratuarda tutmanın getireceği riski almak çok daha zordur.

Tüp bebek merkezine başvuran bir çift açısından bakılırsa, en önemli soru ?başarılı bir tüp bebek merkezinin diğerlerinden nasıl ayrılacağıdır?. Ne yazık ki bu sorunun cevabı ülkemiz şartlarında ?kulaktan dolma bilgiler?le olmaktadır. Genellikle tüp bebek işlemiyle başarıya ulaşmış ya da başarısız sonuç almış bir tanıdık, çiftin seçiminde büyük rol oynamaktadır. Ülkemizde basın yayın organlarında merkezler hakkında çıkan haberler de seçimde önemli rol oynarlar. Oysa bahsedilen her iki kaynak da sağlıksız bilgiler içerebilir. Çiftin sağlıklı bilgiye ulaşabilmesi ancak yetkili bir kurum tarafından yapılan düzenli istatistik bilgisiyle mümkündür. Nitekim yurtdışında bu işlevi gören kurumlar vardır. Bu kurumlar merkezler hakkında düzenli, sağlıklı ve yansız bilgi toplarlar. Toplanan bilgiler yıllık bazda raporlar haline dönüştürülür ve tüp bebek işlemine başvuracak çiftlere sunulur. Raporlarda en sık olarak merkezlerin o yıl içinde yaptıkları işlem sayısı, bu işlemlerin nitelikleri hakkında bazı detaylar, başarı oranları ve o merkezde uygulanan işlemin mali portreleri yer alır. Günümüzde birçok gelişmiş ülke tüp bebek işlemlerini uygulayacak çiftlere belirli şartları yerine getirmeleri durumunda, işlemin bir kısmını ya da tamamını sosyal güvenlik kapsamında ödemektedirler. Devletin sosyal güvenlik uygulamasından faydalanan çiftleri uygulama için kabul eden merkezler, bu kurumlara yaptıkları işlemler için bilgi aktarmak zorundadırlar. Aksi takdirde sosyal güvenlik kurumlarından ödemeleri yapılmaz. Bahsedilen sistem merkezler üzerinde belirli bir denetleme mekanizması da oluşturduğu gibi, merkezlerin de uygulamalarda kalitelerini yükseltmelerine yol açmaktadır. Tekrarlayıcı ve uzun süreli olarak başarısız olan merkezler sistemden silinirler. Devlet bu sistemle vatandaşlarını ?iyi? hizmet alacakları merkezlere yönlendirmiş olur, ödemeyi bu merkezlere yapar ve halktan topladığı vergiyi de en verimli şekilde kullanmış olur. Dolayısıyla, sistemden hem devlet, hem merkez, fakat en önemlisi hasta kazançlı çıkmaktadır.

Ülkemizde 2005 yılında başlatılan uygulamayla bazı sosyal güvenlik kurumlarına bağlı vatandaşların, belirli şartları yerine getirmeleri durumunda işlem ücretlerinin bir bölümü bu kurumlar tarafından karşılanmaya başlanmıştır. Bu durumda yukarıda belirtilen sistemin ülkemizde de oluşturulması, hastalar ve devlet açısından bir gereksinim haline gelmiştir.

Sanırım burada bahsedilenlerle sıkça duyduğunuz ama zihninizde canlandıramadığınız bazı soruların cevabını bulabildiniz. Bilgi cehaletten kurtulmanın en önemli aracıdır. Siz okuyarak bilgi sahibi oluyor ve sahip olduklarınızla da doğruları kendiniz bulabiliyorsunuz. Bu keyifli yolculuğumuza devam edelim mi?

 

Sıkça Sorulan Sorular

Kısırlık tedavisi için ne zaman başvurulmalıdır?

Tüp bebek ile mikro enjeksiyon arasındaki fark nedir?

Embriyonun iyi gelişim kriterleri nelerdir?

Tekrarlayan düşükler nasıl tanımlanır, tedavi edilebilir mi?

Tüp bebek tedavisinde cinsiyet belirlenebilir mi? 


Umut Tüp Bebek
Umut Tüp Bebek Umut Tüp Bebek Umut Tüp Bebek

Umut Tüp Bebek

  Ana Sayfa | Merkezimiz | Infertilite | Tese Micro Tese | Aşılama | Tüp Bebek | Sıkça Sorulan Sorular | Basında Biz| Sitemap
Fotoğraf Galerisi | Beni Leylek Getirmedi | E.Forum | Y.Forum | Bize Yazın | İletişim
RND | New Media Solutions
RudyRoots.orgPhotoblogs Google Maps Directory